Gökyüzü arkadaşın olsun

Öykü

Written by:

Her zamanki gibi, alışagelmiş bir şekilde yine yürüyordum.

Yürümek en büyük hayalimdi çocukluğumda. O zamanlar bilmem hastalığımdan bilmem zayıflıktan yürüyemiyordum. Sonra az az yürümeye başladım. Komşu köydeki halama gidip gelirdim.

Bi zaman sonra bacaklarım kuvvetlendi. Artık istediğim yere rahatça gidip gelmeye başladım. Köy köy dolaşır arkadaş edinirdim kendime. Beni deli sanırlardı. Hatta delisi olmayan bir köye deli tutmaya kalkışmışlardı. Sonra insanlar baktılarki ben akıllıyım, mecnunluğundan değil avareliğimden gidip gelirim başka köylere, benden eş-dost-akrabaya birşeyler göndermeye başladılar. Bana da üç beş kuruş verirlerdi. Bir baktım ki ekmeğimi bu işten çıkarır olmuşum.

O zamanki hayalim ise koşmaktı. Hala koşacak kadar kuvvetli değildi kaslarım. Fakat yürümeyi çok istediğim kadar istemiyordum zaten koşmayı. Yürüyordum ya, o yetiyordu bana…

Yürürken gözüm hep yolda olurdu. Uzayıp giden yollarda. Tozlu, çamurlu, taşlı… Kenarları kimi zaman ağaçlı kimi zaman dikenli otlarla kaplı. Ağaçların kökleri öyle uzanıyorki toprağın altına, dallar parmak, yolları avuçluyorlar sanki…

Ben hep yürürdüm. Çok severdim yürümeyi. Yollar yürüdükçe tükenmiyor ya. O yürüyemediğim günlerin acısını çıkarırcasına yürürdüm. Kimi zaman sabah erkenden çıkar akşama kadar yürürdüm; dağda, bayırda, yolda, patikada. Kimi zaman hava karardıktan ta neçe sonra varırdım eve.

Yollar arkadaşın olur yürüdükçe. Kimi zaman itle, kimi zaman kuşlarla yoldaş olursun. Ben hiç yoldaşsız kalmazdım. Hemen ısınıverirdim birileriyle. Yoksa yoldaşlar olmasa, uçsuz yollar çekilir mi?

Yine yollarla hemhal olduğum bir gündü. Henüz kendime bir yoldaş bulamamış idim. Ne vakitten sonra onunla karşılaştım. Adı İsmail. Ya benle yaşıt veya biraz büyük idi. Selam verdim:

-Selamün aleyküm yoldaş. Nereye gidersin.

-Ve aleyküm selam gardaş. Bi yere gitmem. Ahada hep buradayım.

-Hele sen selamı niye yüzüme söylemezsin. Er sözüdür.

İsmailin gözü hep havalardaydı.

-Hava bugün alabildiğine mavi. Sonsuz maviliği severim hele ki mavinin sonsuzluğuna salıvereceğin bir uçurtman varsa…

-He sen uçurtma uçurusun.

İsmail uçurtmasını salıvermiş gökyüzüne. O sonsuz deryada uçurtmayla varır özgürlüğün tadına. Sanki odur kollarını açıp rüzgara karşı direnen.

İşte o vakit gökyüzüyle ilk defa tanış oldum. Ben tek yolları bilirdim insana arkadaş. Oysa gökte derya gibi arkadaş!

Gökyüzü ve İsmail’le tanıştıktan sonra uçurtma yapmayı ve uçurtmayla beraber gök yüzünde süzülmeyi, rüzgara direnmeyi öğrendim… Sonra uçurtmanın peşinden giderken koşmayı bile öğrendim.

Sonsuz mavilik beni alıp götürüverir gençliğime, koşmayı öğrendiğim günlere. Ne güzeldi uçurtma salmak gökyüzüne, hele ki hışırdayan kağıttan kurdeleler bağladın mı uçurtmanın kuyruğuna, sevincimiz ikiye katlanırdı…

Şimdi belki ömrümün son demlerindeyim. Yine koşamıyorum ve uçurtmama sesleniyorum, al götür beni de uzaklara…

Ali Kemal

Mart – Ankara

 

One Reply to “Gökyüzü arkadaşın olsun”

  1. çok çok güzel olmuş teşekkür ederim aynen devam yola 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *